Çocuk, okuldan bir gözü şişmiş dönünce, annesi telaşlandı : -Oğlum ne oldu gözüne? -Arkadaşım Ahmet’le dövüştük.Ama merak etme bende yarın onun gözünü şişireceğim! Annesi : -Olmaz öyle şey! Dövüşmek iyi bişey değil yavrucum. Bak ben sana yarın güzel bir çukulatalı pasta yapayım .Arkadaşına da verirsin, barışırsınız.Güzel güzel de oynarsınız olur mu. Çocuk : -Olur anneciğim, barışırız. Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.Annesi telaşla sordu : -Yine ne oldu oğum ? -Arkadaşım yaptı, sadece pastamı getirdin dedi Annene söyle yarın börekle birlikte yine pasta yapsın ama meyveli olsun dedi..
Sabah anne, oğlunun odasına girdi . -Hadi oğlum, uyan artık.Bak okula geç kalacaksın…Oğlu, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle – anne, bugün okula gitmek istemiyorum dedi.
Anne:-Okula neden gitmek istemiyorsun bakalım,bana 2 sebep göste ama geçerli olsun. Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı: -Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyor, bu biiir… Tüm öğrenciler de nefret ediyorlar,bu da ikiii… Bu iki ciddi sebebim yeter mi, anne? Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı; -bunlar okula gitmemen için neden olamaz dedi. -Şimdi hemen kal ve çabuk hazırlan… Bu kez oğlu iki ciddi sebep göstermesini istedi annesinden: “Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne?” dedi. Sabrı tükenme noktasına gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni ondan sonra açıkladı: “Birinci ciddi neden, 45 yaşında koskoca bir adamsın…” dedi şöyle devam etti: “İkinci ciddi neden ise, sen okulun müdürüsün, oğlum…
kinci Dünya Savaşında iki yahudi almanlara esir olmuş..Bunlardan biri diğerine Almanların kendilerine ne yapacaklarını sorar..O da baslar anlatmaya :
2 ihtimal var ya bizi öldürürler yada esir kampına yollarlar..
Öldürürseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var..ya kurşuna diziliriz ya da gaz odasında öldürülürüz..
Kurşuna dizilirsek sorun yok ama gaz odasına gidersek 2 ihtimal var..Bizden ya sabun yaparlar ya da kağıt..Sabun yaparlarsa sorun yok kağıt yaparlarsa 2 ihtimal var..ya gazete kağıdı oluruz ya da tuvalet kağıdı..Gazete kağıdı olursak sorun yok ama tuvalet kağıdı olursak işte o zaman moku yedik..
Beş bilim adamından oluşan bir heyet araştırma yapmak için bir köye gitmiştir.. Birden yağmur
bastırır.Yakındaki bir eve sığınırlar. Ev sahibi misafirlerine bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altına taşlar dizilmiş olarak kurulmuştur. Bilim adamları sobanın neden böyle kurulmuş olabileceğine dair varsayımlarda bulunmaya başlarlar ..
Kimyacı, -adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece sobayı daha kolay yakmayı amaçlamış.Fizikçi, -adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.Jeolog, -burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir
deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış. Matematikçi, -sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.Antropolog, -adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif
biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş. Bu sırada ev sahibi içeri girmiş beş bilim adamı merakla sobanın neden bu şekilde taşlar üzerine kurulduğunu sormuşlar.
Adam cevap verir:
- Boru yetmedi.
Amerika’da zencinin biri, pasaportunu kaybetmiş.. Aksilik işte o gün de
Türkiye’ye uçması gerekiyormuş. Ne yapıca diye düşünürken yolda bir pasaport bulmuş
Hemen almış yerden, bir de bakmış Leanardo Di Caprio’nun pasaportu. napalım deyip
şansını denemeye karar vermiş..Leonardo’nun fotoğrafını çıkartıp kendi fotoğrafını yapıştırmış
Uçmuş Türkiye’ye. Havalimanı’nda görevli gümrük memuru Temel’in Karşısına geçmiş.
Temel, almis pasaportu; adamin ismine bakmış:
“Leonardo Di Caprio”; fotoğrafa bakmış ; bir zenci adama bakmış; aynı
zenci. Birkaç şaşkın bakıştan sonra öbür masaya seslenmiş: “Ula Dursun bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı.
Dursun kahvede çay bardagina dalgin dalgin bakarak oturuyormus.Derken Temel kahveden içeri girip Dursunun yanina gelmis ve
elinden çay bardagini alip bir dikiste icmis.
Zavalli Dursun ne yapacagini bilemeyip birden aglamaya baslamis.Bunu görenTemel insafa gelip “hey kes sunu usagum!.Sadece saka yaptim. Sana baska bir çay ismarlayacagum.
Hiç böyle aglayan bir erkek görmedum” demis.
Dursun yine aglayarak demis ki;
“hayir hiç de düsündügün gibi degul.
Bugün hayatimun en berbat günü galiba.
ilk önce uyuyakaldim ve isime geciktum.
Patronun ters günüymüs kudurdu ve beni isten kovdu.Üzgün üzgün binayi terkederken arabamu aradumancak park ettigim yerde degildu çalinmistu.Polise gidip durumu anlattum, ama bir sey yapamayacaklarinu söylediler.
Eve dönmek için bir taksi çevirdim.
Taksiden inip eve girmek üzereyken cüzdanimi ve
tüm kredi kartlarimi takside düsürdügümü farkettum.Gözden kaybolmakta olan taksiye bakakaldum.Eve girdim o ne?
Karum evde bahçivanimizla birlikte!
Hirsla oradan ayrilip kahveye geldum.
İntihar etmeyi düsünüyordum.
Sonra birden sen çikageldin ve benim zehirimi içtin!”
Temel ve Dursun, Güney Amerikada bir kampa giderler. Rahat olsun diye, karyolada yatmaya baslarlar….
Temel ve Dursun, Güney Amerikada bir kampa giderler. Rahat olsun diye, karyolada yatmaya baslarlar. Temel üstte, Dursun alttadir. Ilk gün ve ikinci gün kizilderililer gelip Temel i döverler. Fakat Dursun a hiç bir sey olmamistir. Temel, Dursun la yerini degisir. Üçüncü gün de, kizilderililer gelir ve sef:
-”Yahu,biz üstteki adami çok dövdük, bugün de alttakini dövelim” der, ve yine Temel i dövüp giderler.